BOY KISALIĞINI SORUN EDENLERE TAVSİYELER #2

5 Mart 2016 Cumartesi

      2 - KENDİNİZE GÜVENİN

   Bu tür başlıkları neden açtığımı öncelikle belirtmek isterim. Blogum içerik olarak farklı alanlarda tavsiyeler, hobiler, kişisel yazılarım ve günlüğümden ibaret olacak. Neden ‘’Boy Kısalığı’’ sorusuna ise kendimi örnek verebilirim. Boyumun kısa olmasından ötürü şu zamana kadar çeşitli koşullarda birçok zorluk yaşadım. Kırgınlık, kızgınlık, öfke ve haksızlığa uğradığım her dakikada birer gözyaşı… Yaşadığım çoğu zorluğu hep içime hapsettim. Ama bunlarla nasıl başa çıkılacağını, dezavantaj olarak kafamda yer edindiğim benliğimi nasıl avantaja çevirip öz güven kazandığımı ve kendimi nasıl değerli kıldığımdan başlıklar altında sizlere de aktarmak istiyorum. Açtığım başlığa nazaran bu yazımda herkes kendinden bir şeyler bulabilir diye ümit ediyorum.

   
    Konumuza dönecek olursak, hayatınızda karşılaştığınız birçok sorunu halledebilmeniz için ilk olarak kendinize güvenmeniz gerekir. Bunun boyunuzun kısa olup olmaması ile de bir ilgisi yok inanınki. Aslında her şey siz de bitiyor. Toplumsal alandaki ortamlar olsun, arkadaş çevreniz olsun, bazen de aile içinde kendinizin yetersiz olduğuna dair bir inanca kapılırsınız. Bununda kafanızda iyice yer edinmesine sebep olursunuz. Boy kısalığı nadir durumlar dışında bir hastalıktır değildir, ailevi açıdan kanıtlanmış genetik bir durum olabilir bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi. Ancak bunu takıntı haline getirmeniz kişisel bir problemdir. Bunları yenmeniz için kendinize güvenin. Bir yerde bulunurken kafanızdan ‘’Lütfen benim yanıma gelme, benimle konuşma’’ şeklinde düşüncelerle cebelleşiyorsanız, bu sizin insanlardan kaçınmaya eğilimli, utangaç ya da çekingen olarak tabir ettiğimiz kişiliğinizin olduğudur. Kendi düşüncelerinizin farkına varın, karşınızda ki insanlar da sizin gibi. Bunun bilincinde olup konuşmaktan çekinmeyin.

1.  Arkadaş ortamına katılamıyorum.

   Bunun sebebi sizin kendinize olan özgüven eksikliğiniz. Geçmişte de boyunuz veya herhangi bir fiziksel özelliğiniz yüzünden birçok kez ikaz edilmiş olmanız sizin için ağır olmuş olabilir. Arkadaşlarınızla konuşmaktan çekinmeyin. Onların size karşı geçmişte küçümseyici tavırlar sergiliyor olmalarını kendinize hatırlatmanıza lüzum yok. Birisi size karşı alaycı bir yaklaşımda bulunursa buna gülerek karşılık vermeyin, tepkinizi ortaya koyun. İnsanlar sizin hiçbir şeye ses çıkarmamanızı görerek yüz bulabilirler. Kızdığınızı ve bundan hoşlanmadığınızı belirtin. Arkadaş ortamlarında bulunacağım diyerek de kendinizi kasmayın. Çok büyük arkadaş ortamlarına girmeye de çalışmayın. Fark yaratın, pasif olmayın ve hata yapmaktan korkmayın. Bir kaç makalede bazı insanların aşırı özgüvenlerinin, geçmişte özgüvensiz olmalarından kaynaklanmış olduğu belirtilmiştir. Belki de sohbet etmek istediğiniz insanların size bir şey katmayacağını düşünüyorsunuz, sıkıcı buluyorsunuzdur. Günümüzde 2-3 arkadaş ile yetinen, fazla zarar diye düşünen insanlar da var benim gibi. 

2. Kendi yaşıtlarımla sohbet edecek konu bulamıyorum.

   Kendinize fazla yüklenmeyin. Sohbet bir yana, arkadaşlarınıza herhangi bir soru yöneltip fikir alışverişinde bulunurken bile farkına varmadan çoktan kendinizi bir sohbetin içinde bulabilirsiniz. Asıl sorun konuşmak isterken, karşı taraftan nasıl tepki alacağınızı bilememek. Arkadaşlarınız bir konu üzerinden fikir alışverişinde bulunurken geri planda durmayın. Sizde kendi fikirlerinizi belirtin. Etrafınızdaki insanların birbirleriyle olan etkileşimlerini gözlemleyin. Bol bol kitap okuyun. Kitap okumak hem sizi rahatlatır hem de kelime dağarcığınızı geliştirir. Bazen bir cümleyi bile bir araya getirmekte zorlanırız. Bunun çözümü okumaktan geçiyor. Kişisel gelişim kitapları okumanızı öneriyorum. Özellikle okuduğunuz kitaplarda ki karakterler olsun, izlediğiniz dizi/filmlerde ki karakterler olsun bir şekilde kendinizi bağdaştırırsınız. O zaman kendiniz de denemek isteyeceksiniz. Aslında anahtar kelime bağdaştırmak. Rahat olun, içinizden geldiği gibi davranın. İnsanlara sizin korkak olduğunuzu düşündürecek hareketlerde bulunmayın. Bunların dışında durumunuzun el verdiği kadar sosyal aktiviteler edinebilirsiniz. Örneğin; Gitar veya piyano dersleri almak, spor yapmak gibi. Yeni şeyler öğrenmek ve denemek insanı heyecanlandırır, özgüven katar.


3. Çevremde benimle aynı düşünceleri paylaşacak insan yok.

   İnsanlar artılarını ve eksilerini kendileri belirler. Hangimiz bu düşünceye sahip değiliz ki? Bazen sırf bunun için sosyal ortamlarda kendimize benzeyen, bizimle aynı hobileri paylaşan insan arayışına gireriz. Aynı müziği dinlemek, aynı diziyi izlemek ve bunlar hakkında konuşmak isteriz. Ama siz hiç çevrenizde ki insanlara kendi hobilerinizden bahsettiniz mi? Sanmıyorum. Belki de çevrenizde ki insanlara kendi hobilerinizden, yapmaktan zevk aldığınız aktivitelerinizden bahsetmelisiniz. Kim bilir, belki de sizin onlarla paylaşacağınız bir kitap veya bir film onların size geri dönüşünü sağlayabilir. Paylaşımcı olmak sizi ileriye götürür, çevrenizde ki arkadaşlarınızdan olumlu dönüş alabilirsiniz.

4. Bir ortamda kendimi ifade edemiyorum, çekiniyorum.

   Herkes özgüvenini farklı yollarla kazanır. Bir önceki yazımda da önce kendinizle barışık olmanızın önemini vurgulamıştım. Kendinize şu soruyu sorun: ‘’Ben kendimi seviyor muyum?’’ şayet soruya düşünmeden cevap verebiliyorsanız, kendinizi ifade edememek gibi bir şansınız yok. Ama sorunun üzerinde düşünmeniz kendinize haksızlık etmeniz demektir. Özgüven her şeydir. Bulunduğunuz ortamda çekinmenizi, utanmanızı gerektirecek herhangi bir durum yoksa takıntılarınıza bir son vermelisiniz. Bir insanın kendini ifade edememesi yaşayacağı en büyük sorunlardan biridir. Sorunlar, sorunları beraberinde getirir. Tıpkı başarının başarıyı yakaladığı gibi.
Bu sorununuza ait bir diğer sebep ise çocukken yaşadığınız bir travma ya da içine kapanık olarak yetişmiş olmanız olabilir. Benim durumum ikinci sebepten ötürüdür. Ön yargılarınızı kırmanız gerekir. Kendinizi gergin hissetmeyin ya da beceriksiz olduğunuzu düşünmeyin. Eğer imrendiğiniz biri varsa onu kendinize rol model olarak seçin. Kendinizi eksik gördüğünüz bir konu varsa bunun üzerinde kendinizi geliştirin. Güçlü yönlerinizi belirleyin. İlk adımı atmak önemlidir, sadece başkalarından size gelmelerini beklemeyin.


5. Aile içinde kendi yaşıtlarımla karşılaştırılıyorum.

   Aile içinde gerçekleşen bir takım karşılaştırılmalar biz insanlar üzerinde ister istemez baskı oluşturabiliyor. Özellikle kişilerin aile yapılarının farklı olmasıyla birlikte, hangi konu üzerinde karşılaştırıldığınızı inceleyin. Eğer ki önemli bir şey değilse gayet gülerek geçebilirsiniz. Çoğu zaman ailelerin yaptığı yanlış davranışlar yüzünden kendimize olan inancımızı kaybedebiliriz. Özgüven kişiliğimizle doğru orantılıdır. Kimimiz ortamlarda bir konunun anlatılamayacağının farkında olurken, kimimiz ise anlatmaktan çekinmez. Yaşıtlarınızla fiziksel özellikleriniz yüzünden ya da sosyal bir konu üzerinden karşılaştırılıyorsanız, bunun çözümü yine size kalıyor. Aile üyelerinizle bu durumdan hoşlanmadığınızı, şaka olsa dahi sizin bunu öyle görmediğinizi kırıldığınızı uygun bir dille açıklamanız, kısacası kendinizi ifade etmeniz gerekmekte. Onlara sizin diğerlerinden farklı olduğunuzu anlatmayı deneyin. Sonuçta onlar aile fertleriniz, size yabancı değiller. Sorunun üzerine ne kadar giderseniz o kadar çok kazanırsınız. Susmak, sıkıntılarınızı görmezden gelip umursamamak çözüm değildir. 


  
  Umarım bir nebze faydam dokunabilir. Başka bir yazımda görüşmek üzere. 

  Not: Görseller alıntıdır.

8 yorum:

  1. Blogu yeni acmissin sanirim etkinlikte gordum ve destege geldim bir nevi ve cok faydali bir yazi yazmissin bunu dert eden bir suru insan vardir umarim okurlar.bende bloguma beklerim..

    YanıtlaSil
  2. Merhaba, hoşgeldin. :) Evet yeni açtım. Yazımı beğenmene çok sevindim, kişisel olarak bu sorunu kendimde yaşadığımdan bir şekilde başkalarına da faydalı olmak ve içimi dökmek istedim. Desteğin için çok teşekkür ederim. Hemen geliyorum...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu sorun olarak gormemelisin hatta en yuksek topuklulari bile giyebilecegin, daha dengeli yuruyebilen biri oldugun icin tadini cikar cok uzun olmaninda bi yarari yok.:)

      Sil
    2. Haklısın. Aslında boy takıntımı yenmiş durumdayım. Ama bazen öyle anlar oluyor ki insan başkalarına imrenmeden edemiyor. Topuklu ayakkabılarla pek barışık biri değilim yer yer giyinmeye çalıyorum. Tavsiyen için teşekkür ederim. :)

      Sil
  3. Boyum 1.55. 38 yaşındayım. İnanın kısa olmanın hep faydasını gördüm.Ergenlik ve genç kızlıkta çok istedim bir 10 cm daha uzun olsun boyum diye ama yaşlandıkça geçti o duygu. Bir kere boy kısa olunca hep daha genç görünüyorsun. Dik yürüyorsun.

    Özgüven adı üstünde ''öz'' le alakalı. Boyla posla değil. Manken gibi bir çok kız arkadaşım elim büyük, ayağım 40 numara diye diye mutsuz olmaya bakardı.

    Özetle ''Bodur tavuk her dem piliç'' .Keyfinize bakın güzel insanlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız Elif Hanım. Bende yaklaşık 1.50 boyundayım. Ortaokul, lise dönemimdeki hayal kırıklıklarım dışında şimdi gayet iyiyim. Çünkü özgüvenim rayına oturdu diyebilirim. Ama çevremde benim gibi durumunu kabullenmeyenler de çok.Bu yüzden kendimce tavsiyeler de bulunabileceğimi düşündüm. Çok teşekkürler güzel yorumunuz için. :)

      Sil
  4. kısa olmak hiçbir zaman sorun olmamalı diye düşünüyorum ben. ve hatta şunu diyebilirim; uzunluk başa bela. bu bela benim üzerimde. 1.76 boyum var ama ben hiç memnun değilim. keşke kısa olsaydım diyorum her zaman.

    özgüven denilen şey, kişiyle alakalı. özgüven boya baksaydı; nice özgüvensiz uzunlar var. boşverin, halimize şükredelim ve boylarımızın uzunluğunun veya kısalığının tadını çıkaralım. :) Bizleri Yaradan böyle istemiş bizleri :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru! İnsan ister istemez kendisiyle ilgili yargılarda bulunabiliyor ama yine de insanın kendisini olduğu gibi kabullenmesi gerek. :)

      Sil

 
DESİNG BY VALAR MORGHULİS